Kompozisyon

Borç harç aldığı 2.el arabayla kaza yapmıştı, şükür kendisinde bişi yok ama öndeki araca vurunca acemilikten %100 suç ile yedi trafik cezasını... Kafasında da ''ee evden kavga ederek çıkarsan işin gücün rast gitmez... Mobilya taksitlerini bitirmeden de araba benim neyime... ama doğacak bebek için de araba şart... yoksa acil bişi olsa hastaneye kim götürürdü bu yeni atandığım memlekette; üstelik de kimseleri tanımazken'' cümleleri pır pır uçuyo...

Offf olamaz derse yine gecikti... Üstelik tek geciken o deil; ama müdüre yakalanan hep o... ''stajyer öğretmen okula yarım saat erken gelir yarım saat geç gider''... bunu bırak geç kalmakla mimli... İşin kötüsü araba da bağlı ''kaza yaptım ''dese müdür hiç inanmaz ortada somut delil yok...


Ohhh kimsecikler yok... sınıfın kapısına doğru sessiz adımlarla ilerledi ama bir ses:''Ahmet Bey odama kadar gelir misiniz''.........


Yedi bi güzel fırçayı Ahmet... niye savunmaz ki insan kendini... Savunulacak hal mi kalmış... araba gitmiş; gırtlaktaki borcun üstüne de bu ceza hiç iyi gitmemiş... Bu fırça ne ki...


Sonunda sınıfın kapısına gelebilmişti Ahmet... Şöyle bir silkindi:


''Evet çocuklar bugünkü dersimizde kompozisyon yazacağız... Konu şu: 'Farzedin ki; evi ile sorunları olan; ekonomik problem yaşayan ve üstelik de okul müdürü tarafından horgörülen bir öğretmensiniz ve ders anlatmanız gerek; öğrencilere karşı sorumlulukarınız var. Bütün dertlerinizi sınıf kapısından dışarıda tutan bir öğretmen nasıl olabilirsiniz...' Size verilen bu bilgiler doğrultusunda serbest teknik kullanarak bir kompozisyon yazın...'' dedi ve bekledi, gelecek cevaplar belki onun işine yarabilirdi... Ne de olsa stajyer öğretmendi ve öğrenecek daha çok şeyi vardı....


(Bu kısa hikayede yer alan kişi ve kişiler tamamen hayal ürünüdür ve telif hakkı ise çalıkuşuna aittir...)

KARINCA kararınca


Karıncaları görünce daha fazla çalışma isteğim geliyor...

Yorulunca da diyorum ki çalış çalış nereye kadar...

Yüklerler üstüne taşıyamayacağın tonlarca yük...





görsel:


YOL 2


Yol uzundu, yol çileliydi, yol hiç bitmedi, Zübeyde hiç dönemedi................


Yanlış üstüne yanlıştı... Yolu çıkmaz yol... Tek derdi nefes almaktı... Gelecek onun için sadece 24 saatti; tek gerçek olan buydu... ''Önüm arkam sağım solum ebe....'' Ebelenmişti Zübeyde... Çocukken en çok saklambaç oyununu severdi ve bu sefer gerçekten ebelenmişti; kaçış yoktu; çömlek de patlamadı.... Gri gerçeklerin tam ortasındaydı ve saklanacak yerler sanki yutulmuş ve bi korku filminin başkahramanı olmuştu...


Yol hiç bitmedi; Zübeyde hiç dönmedi....
Evet hiç dönmedi ama bu bir kabustu, her gün keşke hayal olsa diye dualar ettiği ama hiç dönemediği gerçeklerdi ve yol bu gerçeklerle hiç bitmeyecekti....


Ve Zübeyde her almaya çalıştığında; göğsünü parçalayan 2 soluk nefesiyle; kendisini büyük şehre iten geride kalanlara dönmeyi başardı... O sevmediği, küçümsediği kasabası meğer onun cennetiymiş.... kendini hiç bu kadar huzurlu; hiç bu kadar güçlü hissetmemişti... Hep ezilen Zübeyde'nin önünde şimdi dağlar duramıyordu.... duramıyordu ya dışı aslan; içi minik kedi...


Ve Zübeyde bu kabusta bi hüzme buldu; var olsun istediği; ama yok olduğunu bildiği...


Ve yol uzun; yol çileli...
Kimselere kızamıyor; kendine bile... pislik ve zillet içinde bir cilve_i hayatın olmayacağını çok acı anlayıp ; olmayan bi hüzmenin yansımasından umut buluyor....


Ve hayat-ı sırriyeye akıl ermez.... Zübeyde dertli; Zübeyde çileli...



(bu bir hikaye denemesi 2 dir ve burada yer alan kişi ve kişiler tamamen hayal ürünüdür; telif hakkı ise çalıkuşuna aittir...)

Gülmek Belki


Gülmek bir mutluluk simgesidir... sanırız ki hep mutlu kişi güler... Oysa çok gülen insanlar beni hep düşündürmüştür...


Kimbilir o gülen tatlı yüzler hangi acının maskesi; ya da acıların... Her gülüşte oluşan o mimik kırışıklıkları belki gerçek çizgiler... onlar gizleyemiyorlar; ne kadar gülmenin arkasına saklansalar da, bu bilinmez belirti kaçınılmaz oluyor belki de...


Dert deryasında boğulan yüreklerde bir rahatlamanın simgesidir belki de gülmek... Ya da gerçekten gülmek istediğin için gülmek; her şeye, vara yoğa gülmek belki... Gülemediği için gülümsemeye çalışmak belki... Acının dozu öyle aşmıştır ki karşıdakini üzmeyim diye anca tebessüm edebilmek belki...


Ben hangi gülenlerden miyim... Belki de hepsi...

Sevmek Suç mu?


''Kızıl bir güneşin önünde;

Mavi bir yelkendir hayat,

Alır götürür seni bilinmeyen derinliklere...

Sevda mavidir, mavi ise umut,

Sen yüreğini hep mavi tut.''



Bu klasik mesaj ile teklifini kabul etmiştim Mr.S'nin... Hey gidi günler hey... O beni bilmezken ben onu sevmiştim bu efendi tipli; kendine güvenli; altın saçlıyı... Kimselere diyemedim baktım beni görmez; hanım arkadaşı bilir, ben de ümidimi keser ve artık güvenebildiğim bir dost olarak görmeye başlarım kendisini...



İlahi adalet yukardan izler gibi; bir gün bizim Çağla gözlünün rüyasında ona fısıldar; ve benim siluetim beliverir Altın saçlının rüyasında SEVGİLİ adıyla; hem de öğle uykusunda; üstelik hiç gündüz uyuma huyu olmazken... Bu sırlı olay ile uyanan Yeşil gözlü sarılır telefona ve teklif eder hoş bir sada ile...
ve Çalıkuşu şaşkın; Çalıkuşu umutlu; Çalıkuşu mutlu; Söyleyin sevmek suç mu?
Her gününüz SEVGİLİLER GÜNÜ olsun...

İKİNCİ BAHAR


Hayattan erken emekli olmak mı

Daha yaşayamadan gerçekleri;

Bilmeden gideceğim yerin beni nasıl karşılayacığını;

Beni bekleyen Gül kokulu bir bahar mı

Yoksa is kokulu dipsiz ataş mı


Emeklilik gelsin artık dediğim anlar dursun

Ben daha yeni doğdum.

Çok çalışmam gerek çok...

Daha borçlarımı ödeyemedim ki;

Kendim için bi kazancım olsun...

Hayattan erken emekli olmak mı...

Şimdilik daha çok erken...

Hele bi ikinci bahar olsun......


Baharı erken bulmak ümidiyle ÇALIkuşu

YOL


Hava karanlık, içi de karanlık bir umut almıştı biletini Zübeyde... Kendine güveniyordu ve aradığını bulacaktı; kendini koruyabilirdi; hatta yanında Yasin ve dua kitabı da vardı... bunlar onun kalkanıydı...


Yolculuğunda don gibiydi; tek düşündüğü monoton hayatında bi değişiklik yaşamak ve önemli olduğunu hissetmekti, zira hayatında hiç bu kadar unutulmamış ve yalnız kalmamıştı... Tüm insanları kendi gibi sanıyor ve sadece güvenmek istiyordu bu şehre...


Vapurun çıkardığı köpüklere daldı... başı dönse de kafasını kaldırmadı; soğuğa ve rüzgara dayanırsa sanki yalnızlığı azalacaktı...


Ve yolun sonu geldi... O da ne... tüm umutlrını bağladığı şehir bu muydu... hiç kendine güvenli bir duruşu yoktu; kendini koruyaman bu kalabalık, Zübeyde'yi nasıl korurdu... ''offf naptın sen Zübeyde'' dedi içinden... ama dönüş yoktu; sadece o anı yaşadı ve geçmişine çok kızdı ona neden burada olma ihtiyacını duyurmuştu... Bu bilmediği yerde denize düşmüş ve yılana sarılmıştı...


Yol uzundu, yol çileliydi, yol hiç bitmedi, Zübeyde hiç dönemedi................


(bu bir kısa hikaye denemesidir ve burada yer alan kişi ve kişiler tamamen hayal ürünüdür; telif hakkı ise çalıkuşuna aittir...)

Kurtlar Vadisi


İlişkilerimizde hep beklentilerimize karşılık bulamamaktan yakınırız... Peki biz ne kadar vericiyiz... bakalım biz yeteri kadar ilgileniyor muyuz?


Bu ara ''KURTLAR VADİSİ'' izliyorum Mr S. ile... sırf birlikte bişiler yapabilelim diye... 2 bölüm oldu... Benim Bey bi mutlu bi mutlu... Onu öyle görünce ben de çok mutlu oluyorum ve diziden keyif almaya çalışıyorum; işte ben Elif,o Polat hayaller kuruyorumm...Vadi'yi bile romantik hale getirebiliyorsak, bayanların yapamayacağı şey yok... Ama bu arada onun istediği bi şeyi izliyorum diye de; izlerken beni bir rahat ettiriyo ki sormayın... daha ne isterim :)


Bayanlar aslında biz o kadar önemli ve o kadar güzel, tatlı ve çekiciyiz ki; bizi sevmeyen ölsün... Kendimize güvenli olduğumuz zaman ve bişileri başardığımız zaman aslında Mr.S'ler çok mutlu oluyorlar... Ağlayan bayan modası Türk Filmlerinde kaldı... Artık güçlü kadın devri başladı... Benden demesi...


Ayrıca biz önce eş, sonra iş deriz ; ama unutmamak gerek hayat zor, iş önemli, devir para devri maalesef... Artık bu gerçeği farketmek gerek... Sırf bu yüzden ilişkiyi zedelemeyin... Siz onunla olan anınızı iyi değerlerdirin, bu pirim sizi epey götürür.... Bizim daha 92 bölüm var :) Ömür boyu aşk bu olsa gerek...


Benim tavsiyeler bu kadar daha fazlası da burada:Mutlu İlişki İçin 20 Denenmiş Tavsiye

Uyan Lale


Bir ezan ki inliyor kalkınnnn der gibi...

Hayırlı günün başlangıcı benim...

Aziz Allah...

Kulaklarımda çınlayan

Hem sevindiren hem ürküten...

Bana gideceğim yeri hatırlatan;

Ümitle korkuyu çağıran,

Ey mübarek Ezan...

Duydum seni yine bu sabah

Aziz ALLAH

Elhamdülillah
by çalıkuşu

İYİ Kİ BENİM


İnsan istediğini yaşar

Yanlışı da onadır doğrusu da

Ömür dediğin kelebek gibi

Kalmaya ne garanti ikinci bahara...

Ders alsam ne mutlu bana

And içtim eninde sonunda

Doğrularımı yaşamaya

Veda etmeden şu kısacık hayata

Elalem ne der demeden

Özenmeden diğer yaşamlara,

Mutluyum ben olduğuma,

Hazırım ümidimin peşinden koşmaya...
by çalıkuşu

Tatil Bitti

Ortanca Yeğen




Büyük Yeğen Yeni ÜYE



Sonunda evime geldim... Ankara güzel; gezmek güzel; hısmı görmek güzel de; isanın evi gibisi yok...

Önce Kayseriye gittik... Aileye bir kova erkeği daha eklendi... O kadar masum ki; tutmaya kıyamıyor insan... Dayı Bey benden daha cesaretliydi...
Büyük Yeğen ise dillenmiş; hareketlenmiş... Maşallah bir de kibar.Ben yengesiyim ama TEYZE diyor bebişim...
Yedik içtik Kayseri'yi gezdik...Her şey güzeldi. Sonra ver elini ANKARA...

Ankara'da da Oratanca yeğeni gördük.Kerata emekleme aşamasından taytaya bir türlü geçemiyor... ama bu evi dağıtmasına engel değil... Elinde kumanda şimdiden patronu oynuyor...

Ve Ankara'da Ankamall'e Kızılay'a gitmeden olur mu...

Arkadaşımın düğününe gittim;canım benim melek gibi bir kız gelinlikle tam bir melek olmuş ve

AQUA ve LOLA ile görüştüm... Ama ikisiyle aynı anda değil... Lolayla yaptıklarımız mı işte burada ... o da postunda paylaştı...

Ama daha görüşemediğim Arkadaşım A... ve S... inşallah küsmezler;çünkü yetiştiremedim...

Ankara'da bir benim ilçe, bir merkez mekik dokudum...İlçede anacığım var; iki tarafta da olmam gerek... eee gezmem de gerek... İnşallah yaza....

ve gezi bitti... yolculuk bitti evimdeyim... tabakların yerini unutmuşum ya... ve cebimiz delik... neredeyse bir maaş harcadık... kredi kartlarına baya yüklenmişiz... hadi hayırlısı bakalım... Allah büyük...
Şimdi valizler yerleştirilecek ev temizlenecek ve ütü... Hadi bana kolay gelsin...

Doğum günün kutlu olsun...


Turuncu en sevdiğin renk
Ama kıyafetlerinde tercihin yeşil...

Canlı renklere bayılırsın

Ayrıca çok şakacıcısın


Ayakkabı numaran kırk
En sevdiğin tatlı kakaolu, çaylı,damla çikolatalı ıslak kek
ve etimek tatlısı...

ve bugün doğum günün
kalktım sana etimek tatlısı yaptım...
İyi ki doğdun Altın saçlım...
YEŞİL GÖZLÜM İYİ Kİ DOĞDUN...

Blogger Templates by Blog Forum