Yarın KPSS

Yıllarca, o vize senin bu final benim diyen; sunular demolar, örnek ödevler tezler hazırlayan, bir dersten kaldığı için diplomayı alamayıp sene kaybeden ve sonunda binbir zorlukla kazandıkları üniversitelerini bitirmenin heyecanını yaşayamadan,diploma töreninde iş bulma kaygısıyla yanıp tutuşan ve yıllarca uğraşıp branşında görevini yapmayı bekleyen milyonlarca üniversite mezunu KPSS adaylarının yarınki sınavlarında başarılar diliyorum...

KPSS ne bilgi, ne tecrübe... bu başka bir sınav.... vasıflı insanların vasıflarını yerine getirmeye engel konmuş; bir çok mezundan yeterli puanı alabilmişlerinin görevlerini yapmalarına fırsat verildiği bir sınav... virgülün bilmem kaçıncı sırasından sıralamayı kaçırdığı için atanamayan ya da bir kısmının da sözleşmeli görev yapmasına olanak sağlayan bir sınav... ya da güncel olyalardan birisini kaçırdığı için makus talihine yenik düşüren, yeteneği olmayan alanlarda bile başarılı olmak zorunda bırakılan, işte böyle karmaşık uzun cümlelerle bile anlatılamayan bir sınav...

Ne deyim, Allah tüm sınava gireceklerin yar ve yardımcısı olsun... Haklarında en hayırlısı olsun...

sevilesiymiş

Sevgili beenmaya çok güzel bir yazı yazmış yine... Konusu; İngilizce'yi nasıl severiz... :) tabi ki değil,hepimizin ve aslında benim de hissettiklerim, belki de yaşadıklarım... ve ben de çok etkilendim, yorumumu burada da yayınlamak istedim ...

"by the way I'm an English teacher" diyerek sözlerime başlıyorum; ve hep şunu savunuyorum; İngilizceyi sevmeyebiliriz çocuklar; ama sevmiyoruz diye neden başarıdan yoksun kalalım, madem önümüze konmuş bir kab yemek; sevmesek de doymak için yiyeceğiz; sevmiyoruz diye aç mı kalalım... diye vaaz verirken çocuklara, aslında kendime de pay çıkarmışım farketmeden...

hayat da böyle, bazen şartlar, bize boşlukları doldurma görevini verir, bunu yaşayacaksın der... sevmesek de yaşarız; boşlukları doldurmayalım da ölelim mi yani; ya da ölü gibi mi yaşayalım...

gelelim alınacak derse; sevmesek de madem kaçamıyoruz bulunduğumuz durumdan, zevksiz yaşamaktansa, boşlukları doldurmaktan zevk almayı öğreneceğiz ki zevkli yaşayalım elimizdekilerle...

"fill in the blanks with hapiness" o halde...

Sevgili Çalıkuşu artık öğren, bu dersim sanadır ve yine sonuç "güzel gören güzel düşünür"e geliyor... Elbet zor insanın depremde cenneti düşünmesi, ama ne demişler "düşüncesi bile hoş"... Güzel düşünmeye ne kadar da Pollyannacılık dense de; gerçekçilik esasen...

döngü


kaçacaksın benliğinden bile bile

belki geçmişin öcüyle, belki keşkelerinle...

yarışçı pes etmez ki...

güleceksin hüznünle...

ve gidiş...

ya gelir; ya gelmez...

Bir garip haldeyim


Gelecek günlere sabırsızlanıyorum; ama korkumun önüne geçemeden...

Yarınlar var diyorum; ama hep bir yanımda eksik derken...

Bekliyorum geleceği günlerin umudun; ama umutlanmaya buruğum...

Olmamış yaşamlara hasret; ama olmuşlara iç çekerek...

Olmak istediğim; ama olduğum benim...

Göze alamadığım uzaklığa bakarken...
"yorgunum, çok yorgunum, aşırı sinirliyim, sorun falan istemiyorum,tek bir ses bile duymak istemiyorum"

Okullar tatil; ama biz 2 hafta daha devam edeceğiz... Bu sözler de bizim tiyatronun sözleri, çalışan bayanın ızdırabını anlatıyor... Günlerdir beynimde bu sözler var unutamıyorum... Çarşamba sunduk tiyatromuzu, ses sorunu olsa da çok beğenildi... Canlarım pek bir kaptırdılar oyuna ve öyle benimsemiş oynadılar ki... Tüm olumsuzluklara rağmen, iyi sonuç alınca insan mutlu oluyor... Bir de stresi bitti şükür...

Şimdilik bu kadar...

sbs, olimpiyat, tiyatro

Artık okul kapanıyor... Öğrencilerim sevinemiyorlar bile, daha 6.sınıfların sınavı haftaya... Bu nasıl yarış, bu nasıl koşturmaca ve stres... Dün ben de 8. sınıfların sınavında görevliydim... İnanın uyuyamadım, bana ne oluyorsa, çocuklardan çok heyecanlıydım... Üzülüyorum aslında bu kadar küçük yşta bu kadar stres nasıl, doğru mudur bu sınav hayatı... 4. sınıf öğrencilerim bile kıyasıya mücadele içinde... Sonumuz hayrolsun...

Bu arada 7. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nı izlemek nasip oldu... Türkçe'yi bir yabancının ağzından dinlemek ne kadar güzelmiş...Hele ki 'İstiklal Marşı'nı o küçücük kara çocuklardan dinlerken, insanın boğazına bir şeyler düğümleniyor... Programları öyle titiz hazırlamışlar ki, hakikaten emeği geçen herkesten Allah razı olsun...

Ayrıca tiyatro çalıştırdım öğrencilerime, kulüp etkinliği olarak, iki tane skeç ve Çarşamba sunuacağız... İnşallah Rabbim utandırmaz da herkes tarafıdan beğenilir....

BU KADAR...

Blogger Templates by Blog Forum