Ordan, burdan...


Bu bayanların da işi ne kadar zor : sürekli fit olmamız gerek ve ben koskocaman 3 dilim revani yedim bi de hızımı alamadım 1 dilim de baklavayı götürdüm; bayramda kimse gelmezse kalan tatlılar da böyle değerlenir ve kilo olarak geri döner... Üstelik kilo almam da yaasaak, bacağıma yük binmemesi için... Üff bu yasaklar neden bu kadar tatlı ..... öhöhööööüüüü çooook pişmanımm....


Okullar da açıldı bugün epey yorucu bir gündü; 4,5,6,7,8 lerin dersine giriyorum... özlemişim kerataları.... Bir de sabah "ne giyeceğim " derdi olmasa, günler daha kolay geçecek...


Bu arada okuldaki dalgınlıklarım bini aştı... Titiz bir sınıf öğretmeninin defterini yine yanlış doldurdum... Dakika bir gol bir... Bugün Pazartesi gibi geldi bana ve yanlış yere imza attımm...... Öhhhöööö bir de hatasız doldursam şu defterleri yaaaa... İşte bize kurşun kalemle eğitim verdiklerinden , yanlışı silip düzeltmeye alışırsak böyle silinmeyen kalemde afallarız , yaş kaç olursa olsun... Almanya'da halamın kızı hep silinmeyen kalem kulllanırdı, öğretmenleri öyle dermiş, hata yapsalarda üstünü çizerlermiş ki hatasını görsün ki bi daha yapmasın diye öğrenci... ne kadar güzel... adamlar geleceğe dönük eğitim veriyor...


İlk atama yeni bir öğretmen gelmiş... Onun şaşkın halini görünce kendi ilk yılımı hatırladım... Heyecandan kalp sesimi duyuyodum; çok değişik bir gündü... Yıllar geçtikçe heyecan da kalmıyor... 2007 şubat, üçüncü yıldan gün aldım artık... Kıdem de güzelmiş canımmmmm....


Hadi size iyi günleeeer!


kadın&erkek, neme gerek


.
.
.
I hate MEN but I'm married to a MAN!
.
.
.

Genelde bayanların bencilliklerinden şikayetçi olur sayın erkekler, söz meclisten dışarı herkes aynı değildir; de, efendim bayanların bencilliğinin arkasına sığınıp bencillik yaparlar kendileri... Sizi düşünüyormuş havasında kendilerini sağlama alırlar... e tabi geleceği düşünmek gerek, bunun hastalığı var, bakımı var...




Düz düşünceli beyler... Bir şeyi diyorlarsa odur, altında pek de bir şey aramaya gerek yok... İnce düşünceleri yok ki ne yapsınlar... Bu arada incitmekten de kormazlar, çünkü yine verecek cevapları vardır... Asla haklı olamaz bayanlar onların yanında... Çünkü ne yapar eder, kendini sana suçlu hissettirmeyi başarır ve bir anda kendini özür dilerken bulursun...




Çok üretkenlerdir... Başlarından savmak için senin duymak istediğin kelimeleri bir anda üretirler... Bu güzel söz olabilir, eğer güzel söze için eriyiveriyorsa, bu yalan olabilir, "iş yerinde beklettiler ondan geciktim " gibi...




Efendim hala söz meclisten dışarı... Ahh çalışan bayanlar... durun tahmin edeyim, sizin maaş kartınızda kocanızdadır, hani "kim çarşıya gidecek, ben hemen çekerim, sen yorulma" muhabbetleri... O zaman neden evinize alınacak eşyalarda sizin eksiğiniz hiç bitmez... neden?... Çünkü tüm paranız erinizin isteklerine zaten gitti ki... onlar temel ihtiyaçlar sırasındaydı, sizinkiler hala yedek kontenjanında, gereksiz.... üzgünüm onlar hiç alınmaz çünkü kredi kartı borcunuz vardır ve alınamayacaklardır...




Söz meclisten dışarıyken devam edeyim... Bazı beyler de efendim, yaşam alanlarının ayarını kaçırmış oluyorlar... Evin tüm karesininkökünde söz sahibiler... bu mutfak olur, banyo olur, salon olur ki zaten onların tv orada ya da bilgisayar... bu yemek neden böyle... bu banyonun terliği neden 1 cm perdenin dışına taşmış... bu çorabın burada işi ne vs. vs.





Haa bir de öyle arkadaş ortamında bozarsan vay haline: attırıp tepesini, mazallah, bir de cep telefonu masrafına girmeyin.. çünkü sinirlenince beyler çevreye atacak kıymetli eşyaları hemen buluverirler de... hani sizin eksiklerinize sıra gelmez diye diyorum...


Şaka bi yana onlarsız da yaşayamıyoruz...Haa ama yukarıdaki özelliklerin hepsini bünyesinde barındıran erkekler de yok değildir... Böyleleriyle ve daha fazlalarıyla yaşamak zorunda kalanlara demem odur ki: hayat zor bir sınav, başarılar dilerim....

"Bayram" gel! "Bayram" güle güle!

Bu bayram ilk kez ailemizden uzakta kaldık... Geçerli sebeplerden dolayı gitmedik ama burada da öyle garip kaldık ki... Öyle anlar oldu ki gözler dolu dolu ama belli edilmiyo, sesin boğuluyo, boğazına bişeyler düğümleniyo....

Yine de bayramı hatırlatan bir iki bayram ziyaretimiz oldu... Tanıdık büyükleri ziyaret ettik... ve 4 kez kapımız çalındı, şeker toplayan çocuklar tarafından... Bir de bizim gibi garip kalan iki arkadaşla yoldaş olduk... 1. günü onlarda; 2.günü de bizde yedik akşam yemeğini... Kendi çapımızda BAYRAM yaptık...

ve nihayet bu kasvetli, yağmurlu bayramın da sonuna geldik... ilk defa bayramın bitmesini bu kadar çok istedim...

ve bitti...

Bayrammmm


Hiç aklıma gelmezdi bir gün nefret ettiğim kişilere hayır dua okuyacağım....


İnsanın başına öyle değişik felaketler geliyor ki; eski yaşadıkları ona felaket gelirken, yenilerinin yanında eskiler hayra dönüşüyo...Kötünün kötüsü oldukça, kötüler iyi gibi geliyor demek ki... Ya da artık biz mi olgunlaşıyoruz... Acılara alışıyoruz... Acıyla yaşamayı ya da ders almayı öğreniyoruz...


Aman neyse ne... nefret etmek de zor iş yahuu....şimdi daha rahatım... Affetmek de güzelmiş... Ama bir sorun var: affettiğim kişiler maalesef bunu hiç bir zaman öğrenemeyecekler; çünkü onlarla hiç bir iletişimim yok... Ama ben rahatladım, üzerimden ağır bir kin kalktı... Allah'(cc)a havale etmek ne güzelmiş...


Artık onlar da pişman olup tevbe ederlerse kendileri kazanır... Ben güzel düşünmeyi başardığım için bugünden itibaren kazançlı hissediyorum kendimi... Demek ki bayramın fazileti, barışı sevgiyi de beraberinde getiriyor....


İYİ BAYRAMLAR...........

seni çok özledim


Ne zaman sana ihtiyacım olduğunu hissetsem, bana yetişiyorsun... Seni bir kerecik görmem bana uzun süre yetiyor, yokluğunu hatırlamadan... Yanımda bir fotoğrafın bile yok; ama rüyalarımda beni yalnız bırakmıyorsun... Sanki üzüldüğüm günü anlıyorsun ve yine desteğini hissettiriyorsun...


Keşke biri beni senin kadar sevebilse, saçımı senin gibi tarasa, senin gibi sımsıkı sarılsa... Üşüyen ellerimi sıcacık ısıtsa... seni bu kadar özlemezdim...


Kimse senin gibi olamadı... Kimse senin gibi karşılıksız sevemedi...

Seni çok ama çok özledim... Mekanın cennet olsun babaannecim...

Otuz tane torunun içinde benim yerim ayrıydı, ve şimdi senin uzaklığının verdiği acı da bende ayrı...


Bayram geldi ve sadece şunu söylemek istiyorum, yaşlılarımızı ziyaret edelim... Onlar bu küçücük ziyaretten o kadar mutlu oluyorlar ki...
Hepinize iyi bayramlar...


(yukarıdaki fotoğraf , bir huzurevi sakinlerinden Sabriye Ersin...)

değişmek

Değişmek, ne için, kim için...

Eleştiri duymak, güç, gurur kırıcı, dayanılması zor......

Her bir şeyde söyleyecek bi sözün olur, lafı kaparsın havada, ve sevinirsin insanlar seni dinliyorlar diye... Dinlediklerine göre önemli bişiler söylediğini düşünürsün...Gülümsemeyi, dikkat çekmeyi, espiriyi bir hizmet sayarsın monoton hayatın, soğuk bloklarında... renk olmak istersin griler içinde veeee.....

Bu üç parağrafın bağlandığı nokta ise tam tersi bi durum olur çıkar ve bu bir eleştiridir ve sen duymaktan hoşlanmazsın, ama dinlersin çünkü senin önem verdiğin kişiye göre bu davranışın hoş değildir.Ön planda olmak, senin işin değildir... sen sürüyü takip edenlerden olmalısındır ama kendine ait mekanın da ustası... arka planda usta olmayı bilmelisindir... işgüzar, pratik, akıllı ama bunları hiç yapmıyormuş gibi de mütevazi... Ustalığın sukuttadır ve sürüyü yönetene destektir... Bu ideal bir tiplemedir onun gözünde...

Oysa değişmeyi faydalı olmakta bulmuşken, yine mi değişmelidir... Doğru olan hangisidir...
-onun için mi
-kendin için mi?
-yoksa doğrusu bu olduğu için mi?
.
.
.
peki doğru nedir?

sayıklaMAmeliyat


Lise 2 deyken burun ameliyatı oldum: sinüzit vardı efendim, birike birike kis oluşturmuş sinüs bölümünde... Şiddetli başağrıları sebebiyle gidince ameliyat deyiverdi doktorlar, ve oldum ve maalesef yine yazın bacak ağrılarım şikayetiyle kontrol amaçlı gittiğim hastanede, "yine ameliyat gerek bu bacağa ama seçim sizin" diyen doktora bu sefer: "hayır dedim" ama fizik tedavi şartıyla ve 5 yıl içinde olmazsan bacak hareketin kısıtlanır tehdidiyle...


Yıllar önceki 3 kalça çıkıklığı ameliyatı gibi toptan vermediler narkozu burun ameliyatında, lokal anestezi oldu... Ameliyatta her şeyi duyuyorsun... Bilincin yarı açık... Sarhoş gibisin... Bu ameliyatın izi ise ben de sayıklama oldu... Sanırım ameliyatın verdiği stres ve yorgunluktan, sayıklayarak uyandığımı hatırlıyorum... ve ne zaman strese girsem ya da ağır bi yükün altından kalkıp rahatlarsam geceleri bağırarak, ya da konuşarak uyanıyorum, bazen uyanmadan da bi kaç kelime söyleyip susuyormuşum...


Ayrıca küçük yaşta ameliyat olduğum için çok bağımlı bir çocuk olarak büyüdüm... Hiç bir yere tek başıma gidemezdim, yalnız yürürken kaldırımdaki insanlardan korkardım yolumu değiştirirdim... Çok nazlı büyüdüm, okul ortamında arkadaşlarımı da naz yaptım, tabi beni çekemeyenler benden kaçtı... kendi işini tek başına yapamamak gibi bir sorun ile ameliyatın fiziksel izleri de cabası....


Kalça ameliyatını da 5 yıl içinde olmam gerek... Karar vermek zor... ve bakalım bunun izi ya da izleri ne olacak...

Evimmmmm (bi de benim olsaydın)

Yaz tatili bitti 1 Eylül ve işbaşı;dönüşün keyfi ise EVİM EVİM GÜZEL EVİMMMdi elbette.... Geleli bir hafta oldu ama temizlikten başımızı kadıramadık: her yer örümcek ağı, havasızlıktan nahoş kokular, valizler derken epey iş çıktı bize ama insanın evinde iş tutmasının keyfi de bi başkaymış....

Bu arada hemen işi bitirir bitirmez iftar davetlerine başladık... Geçen sene bir çantayla geldiğimiz Sivas illerinde büyük misafirperverlikle karşılandık; malum Ramazanın bereketi ve yardım hissiyatı ile; daha evimizi de tutamamışken, iftar yemeklerine çağırıldık... Öğretmenevinin yağlı yemeklerinden nezih aile sofralarında bulunduk....

Ve bu yıl evimizi düzdük şükür yine Ramazan... Ve davet sırası bizde... 2 davet bitti; baya stresli bi işmiş; asıl davetim 14 kişilik ve Pazar gününü seçtim... Cumartesi beni epey iş bekliyor, bir ayrıntı, benim gibi acemiyseniz yemekleri bi gün önceden yaparsanız iftar günü bi sürprizle karşılaşmazsınız... Yemekler zaten soğuyo, madem ısıtmak gerek, ha bi gün önce yapmışsın, ha 3 saat önce, lezzet farkı elbet olur; ama soğumasın diye yemekleri son ana bırakınca, son an telaşından yetiştirmek epey zor oldu...

Şimdilik bu kadar.... Hayırlı Ramazanlar.... Selametle

Blogger Templates by Blog Forum