dağdanet

elmadağına bağlı X mahallesinden seelamın aleyküm...

Allahım bugünleri de görecek miydim... anamın evinde artık internet var diyemeyeceğim hala yok ama vıncık sağolsun bizim dağa medeniyeti getirdi... gelmişken anamın evine de uğradı...

güzel bir duyguymuş.. yıllardır geniş mutfak balkonumuzdan, karşıdaki bakkala gelen gidene bakardım, bakkal markete döndü, mütahitler köşeyi döndü, nüfus iyice arttı, ismail amca bile evine internet bağlattı ama hala büyükşehir belediye otobüsleri gelemedi bizim buralara... bu büyükşehir belediye otobüsleri ne kadar inatçıysa bizim aile de net bağlatmama konusunda o kadar inatçı, fakat işte teknoloji her engeli aştı veee bu balkondan ay ve venüs gezegeninin ışığı ve pc' nin ışığı birleşince ortaya elbette gökkuşağı çıkmadı ama pek bir havalı oldu canııım internetli evimiz...

annem babam da ahh canlarım tabi alışık değiller benim bu hallerime girip çıkıp "kızım sen ne yapıyorsun" diyolar, "hiiiç" diyorum... "netin tadını çıkarıyorum" demeye kalmadan "siz de bıkmadınız şu internetten" diyolar... e haklılar dimi yani... şurda iki satır yazıcam diye onları geçiştirip duruyorum... yazık bu gençliğe... yazık bu aile bağlarını yok eden teknolojiye, yazık ömrünü bilgisayar başından kalkamadan ultima online oynayarak geçirenlere( ! )...

gelelim burdan çıkarılacak derse: efendim amaç bizim dağdaki medeniyet değil, dağa bile medeniyet getiren felsefe ve bu yüzden dağı dağ yapan değerlerin yavaş yavaş kaybolması... neyse bizim dağ elden gitmeden, ben aileme geri döneyim...

merhaba

ne yazsam ne yazsam, bir hamak alıp sallansam kurtulur muyum bunalımdan; hamakta sallansam... buna benzerdi galiba şarkının sözleri, aman ben uydururum zaten hatırlayamayınca neyse...

uyku tutmadı yine, bu bacak ağrım artık uykularımı kaçırır oldu, ben de aylardır silinmemiş ve temizlik yaparken de hep aman sonra temizlerim diye ertelenmiş gümüşlük ve vitrin gibi tozlanmış bloğumun bi tozunu attırayım bari dedim...

efendim hayatımın en önemli günü, olmadan olmazım doğum günümdü 10 ağustos, ama maalesef pasta kesemeden geçti... ata erkil ailemin erkili bi doğum günümde bana çaktırmadan bi sürpriz yapsaymış... bak erkil bey burdan duyuruyorum sonradan keşke bana hatırlatsaydın diye çıkışma... zaten yıllardır yazın ortasında doğdum diye çok üzüldüm çünkü arkadaşlarım tarafından sürpriz pasta faslını hep kaçırdım... sorarlardı bana "ne zaman doğum günün kanka" "şeeey benimki yaza geliyor :S boşverin" deyince şöyle yalancı bi üzülme ile "hııı tamam o zaman, sana yok sen kazana düştün" ifadesini taşıyan suratları çektim yıllarcaaa...

kazan deyince lisede bi arkadaşın lakabıydı, hep gülmek istemiştim ama kırılır diye ses etmezdim... bi de benim takipçi blogculardan biri çıkarmış, beni tanırmış, açarmış ağzını yumarmış gözünü... amma yazdım ya, hayal dünyam uçsuz bucaksız...

bu arada evlilik yıldönümümüz de geeeçtiii gitti, valla ben bile unutmuşum, bi gün sonra farkettm.. aman iyi de oldu, sonraa boş beklentilere giriyorsun, birileri kutlar mı, yani birisi, sonra o özel günün oluyor en mutsuz gününün... zaten bu özel günleri çıkaranlarda kabahat... kardeşim bi bayramlar vardır, bi kandiller, bi de doğum günleri... hahaha yok kardeşim benim için özel, yaw o gün anam beni doğurmuş...

annem de diyoki "seni niye kutlasınlar ki asıl beni kutlamaları lazım..." ben annemin bu lafını pek bi sevdim.. kadın haklı gerçekten...

bence yeter bu kadar, hazır uykum gelmişken kaçırmayım keratayı, bacağımın ağrısı da geçti mi ne, yuppi... ee o zaman hadi size iyi günleeer...

Blogger Templates by Blog Forum