KADERİN ADALETİ

"Zalim kader", "kader utansın" gibi insafsızca bir çok söz kullanıyoruz günlük hayatımızda. Kaderin adaletini hiç düşündük mü acaba...

Başımıza gelen herhangi bir musibete karşı ya da hayatta çok istediğimiz bir şeye ulaşamayınca ya da iftiraya maruz kalıp haksız yere zulme uğrayınca isyan bayraklarını dalgalandırırız.  Bilemeyiz ki burada kaderin bir adaleti vardır, bizim bilerek ya da bilmeyerek yaptığımız hatalar sebebiyle bizler o musibetle terbiye ediliyoruz belki de bu musibetler günahlarımıza kefaret oluyor.

Başımıza gelen nahoş olayların neticesinde bizim bilmediğimiz İlahi hediyeler, dersler vardır. Hayatımızdaki güzelliklerin de geçici fani olduğunu düşünüp, bize şükür için verildiğini düşünmek gerekir. Şunu rehber edinmeli:  "Kadere iman eden kederden emin olur." 

Hem bir yardımda ya da bir hayırda bulunurken, "başkaları ne der" diye kalbine geldiği vakit onun hediyesi sana dünyada verilir ve neticede sana" iyi insan" derler ama bunu alarak asıl Rabbimizin huzuruna çıktığımızda "Bana ne ile geldin?" diye sorulduğu vakit işte "Şu hayır hasenatta bulundum." dediğin zaman ki cevap çok ağır: "Sen hediyeni dünyada aldın, burayı kaçırdın."

Dünyada kazananlara gıpte etmenin ne kadar manasız olduğunu anlayanlardan ve kaderin adaletine inananlardan olma duasıyla ...

HUZUR

"İnananlar ve gerçeğin yolunda olanlar için, mutlak huzursuzluk asla bahis mevzusu değildir. Onlar her rahatsızlık ve tedirginliğin arkasında dahi, bir ümit ve emniyet beşareti alır ve hadiseleri gülerek karşılar."
***
Hep deriz ya , "Bunda da vardır bir hayır, görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler." Ama bunu ne zaman söylediğimizin önemi büyük, olayın ilk anında söyleyebilme yürekliliğini gösterebildiysek ne mutlu bize. Çünkü zaman geçtikçe insan duygularına yön verebiliyor, olaya daha sakin ve çözümsel bakabiliyor. Bunun için de tam teslimiyet boyutunda olmak lazım. Gerçek hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine tam olarak inan mü'min insan, huzura erer.

İnanan insan işlediği günahların önce farkına varmalı, tövbesini etmeli ama öyle "ben pişmanım, keşke yapmasaydım" kadar lafta ve ucuz olmamalı, ağlamalı insan, yüreği sızlamalı, uykuları kaçmalı, çok mutlu bir anda susup hüzünlenebilmeli ve hiç unutmamalı pişmanlığını ki tövbesi hep taze kalsın ve bir daha yapmasın. Böyle bir durumda dahi huzur ve emniyet aranabilir: Ne bahtiyar o insana ki, Allah Teala ona böyle bir tövbeyi nasip etmiş. Çünkü O dilemedikçe bir yaprak dahi yerinden kımıldayamaz, bizim kurtuluşumuzu istemese bize böyle tövbeler nasip etmez. İşte inanan insanın, teri taze tövbesine, hüznüne ve pişmanlığına rağmen hep bir huzuru vardır. O Rabbine güvenir, gidecek başka kapısının olmadığını bilir ve içi yansa da yüzünde hep bir tebessümü vardır.

Kamil mü'min olabilme duasıyla, amin.

penceremin perdesi

Boynumu hafif yukarı kaldırınca okulumu görüyorum, bugün de boş günüm olduğu için okul daha bir hoş gözüküyor gözüme ve güneş de sarı yapraklarla uyum içinde... penceremin de perdesini aralıyor...

Hayat güzel, yapacağım işler çok, yolum belli, ilerliyorum sendelesem de; ama düşmemeye kararlıyım. Hep bir ümitle yaşıyorum. Hayata inat değilim, uzlaşmaya bakıyorum ve artık korkmuyorum. Çünkü artık otuzum.

Haydi hayırlısı bakalım...

Blogger Templates by Blog Forum