HUZUR

"İnananlar ve gerçeğin yolunda olanlar için, mutlak huzursuzluk asla bahis mevzusu değildir. Onlar her rahatsızlık ve tedirginliğin arkasında dahi, bir ümit ve emniyet beşareti alır ve hadiseleri gülerek karşılar."
***
Hep deriz ya , "Bunda da vardır bir hayır, görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler." Ama bunu ne zaman söylediğimizin önemi büyük, olayın ilk anında söyleyebilme yürekliliğini gösterebildiysek ne mutlu bize. Çünkü zaman geçtikçe insan duygularına yön verebiliyor, olaya daha sakin ve çözümsel bakabiliyor. Bunun için de tam teslimiyet boyutunda olmak lazım. Gerçek hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine tam olarak inan mü'min insan, huzura erer.

İnanan insan işlediği günahların önce farkına varmalı, tövbesini etmeli ama öyle "ben pişmanım, keşke yapmasaydım" kadar lafta ve ucuz olmamalı, ağlamalı insan, yüreği sızlamalı, uykuları kaçmalı, çok mutlu bir anda susup hüzünlenebilmeli ve hiç unutmamalı pişmanlığını ki tövbesi hep taze kalsın ve bir daha yapmasın. Böyle bir durumda dahi huzur ve emniyet aranabilir: Ne bahtiyar o insana ki, Allah Teala ona böyle bir tövbeyi nasip etmiş. Çünkü O dilemedikçe bir yaprak dahi yerinden kımıldayamaz, bizim kurtuluşumuzu istemese bize böyle tövbeler nasip etmez. İşte inanan insanın, teri taze tövbesine, hüznüne ve pişmanlığına rağmen hep bir huzuru vardır. O Rabbine güvenir, gidecek başka kapısının olmadığını bilir ve içi yansa da yüzünde hep bir tebessümü vardır.

Kamil mü'min olabilme duasıyla, amin.

0 yorum:

Blogger Templates by Blog Forum