Silme Beni, Silerim Seni

Kimler arkadaşımdır: Sırrımı tutuyorsa, hem zor günümde hem de en mutlu anımda yanımdaysa, ben kaybedip o kazanınca beni teselli ediyorsa, ya da ben kazanıp o kaybedince benim adıma sevineniliyorsa, görüşü ne olursa olsun arkadaşımdır. 

Ama yaşanan son olaylarla birlikte arkadaşlık kavramı,"silme beni, silerim seni, bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyim" tabirleri şekline dönüşmüş. Artık seçmece arkadaşlıkların yaşandığı sosyal medyada bu, bugünlerde pek de yabancı olmadığımız bir durum haline geldi: Hele ki son bir haftadır, zıt görüşlü insanlar karşılıklı olarak arkadaş listelerinden elemeler yaptı.

Bu benim de başıma geldi. 2-3 yıl öncesine kadar aynı sofrada yemek yediğimiz hasbihal ettiğimiz arkadaşım beni facebook arkadaşlığından silmiş. İşin ilginci bu olaylar ortaya çıkınca ve benim de yeni kapalı profil resmimi görünce mi fikri değişti anlayamadım. Üstelik ben bu olaylar konusunda fikrimi ve görüşümü hiç bir sosyal medyada bildirmedim  ve memleketim için dua edenlerden olmayı tercih ettim, biliyorum ki Rabbim her şeyin en hayırlısı bilir, her işi hikmetle yapar. Ayrıca saygı sınırlarını zorlamadan herkesin ifade özgürlüğünün olması gerektiğini düşünüyorum. Açık ki, kimileri kendi gibi olmayanları dışlama yolunu tercih ediyor. Ben de başörtümle boy gösterdiğim ilk zamanlarda beni hoş karşılamayanlar oldu, dışlamaya çalışan da diyebiliriz; ama ben Allah Teala'nın emrini hür irademle yerine getirmeye çalıştığım için iyi bir şey yaptığımı düşündüm ve üzülmedim çünkü her zaman karşı çıkacak insanlar olacaktır.

Duygularıyla hareket eden bir insan olduğum için, üzüldüğüm durumları hemen eşimle paylaşırım. Bana dedi ki " ne bekliyordun, arkadaşlık, mekan değişince ortak noktalar bitince biter, unutma kardeşlik İslam'dadır, dedi. 

Evet İslam kardeşliktir, inşaallah hakiki müslümanlardan olup, kardeşçe yaşayabiliriz. Saygımızı bozmadan, ci, cu, lakapları takmadan, aynı bayrağın torunları olarak, kardeşçe yaşayan bir Türkiye'nin vatandaşları  olmalıyız biz. Bu kadar birler içinde bu silicilik niye?

İki Arkadaş



Meryem ile Aylin göründüğü kadarıyla iyi arkadaşlardı. Görüşleri duruşları aynıydı,  ortak zevkleri vardı. Aynı sorunların kıyısında dolanıyorlar, aynı şeylere gülüyorlardı. 

Lakin Aylin biraz çekimserdi, kendini kolay kolay açmıyor, Meryem'in çağırdığı her yere gitmiyordu. Meryem de sürekli bundan şikayetçi oluyor ve Aylin'i bu konuda iğnelese de Aylin aldırmıyor ve koyduğu sınırında sabit duruyordu. 

Gün geldi Meryem kendince çıkılmaz dertler yumağında boğulurken Aylin'le dertleşti. Sonra yine sorunlar olacaktı ya da Meryem'in gıcık oldukları olunca kime anlatacaktı; tabi ki Aylin'e. Gıybet ettiği yetmezmiş gibi Aylin'i de bulaştırıyordu buna. Aylin bundan rahatsız olsa da bu duruma bir dur da diyemiyordu. 

Bir gün Aylin'e  herhangi bir sebepten bir plaket verildi. Onu tanıyan, tanımayan, iş arkadaşları, çevre dostları, tebrikler yağdırırken, Meryem ortalıklarda yoktu. Aylin başta anlam veremedi bu duruma, ama Meryem'in bu konuşmama halleri, kaçar gibi tavırları da farkedilmeyecek gibi değildi. 

Hikayenin sonunda ne mi oldu? Hiçbir şey: Aylin ve Meryem göründüğü kadarıyla iyi arkadaşlardı, lakin Aylin biraz çekimserdi, tek farkla, kendini kolay kolay açmamasındaki haklılığını bir kez daha anlamıştı. 

Bu karakterler tamamen hayal ürünüdür. Ancak hayatında, özellikle çalışma ortamında buna benzer olaylar yaşayanlar illa ki vardır.

Miraç

Kandilimiz mübarek olsun. Şu zor günlerde duaya ihtiyacımız var. Allah Teala bulunduğumuz bu durumdan bizi en hayırlı bir şekilde çıkarsın. Amin. 

Miraç deyince aklıma hemen namaz gelir.Bundan  tam onbeş yıl önceydi, liseye yeni başladığımız sıralardı, kış vakti vakit araları dar olunca namazlarımızı eda etmede sıkıntı yaşardık, dersler 5e kadar devam eder, ikindi namazı teneffüse denk gelirdi, teneffüsler de 5 dk. idi. O zamanın şartlarında mescidimiz varken bir teneffüs sünneti diğerinde farzını kılardık. Rabbim kabul eder inş. Sonra mescitler kapatıldı bizler de yatakhanelerde yatakların üstünde kılmaya çalıştık. Sonra yatakhaneleri ders aralarında kilitlediler, bizlerde yakın camilere koştura koştura gitmeye çalıştık derslere geç kalarak. Sonra camilere gidenlerin numaralarını aldılar bizlerde evi okula yakın olan arkadaşlara sığınmaya çalıştık tabi bu ikindi namazları için geçerli olamazdı, yetişmek imkansızdı. 

Etüdlerimiz vardı, akşam ezanı etüd ziliyle aynı anda olurdu, nanazı kılıp gitmezsen çıkış zili yatsı ezanına denk gelirdi. Kılıp gitsen etüde geç kalırdın, seni kimse görmezse şanslıydın, ben de şanslılardandım, tam namaza durdum nöbetçi öğretmen yatakhaneyi boşaltıyor, beni namazda yakaladı, bekliyor ki beni teşhis etsin, numaramı alsın, listeye eklesin. Rabbim namazlarımızı kabul etsin, o gün ben selamı uzattım epey yavaş kıldım hoca sabremedi beni beklemeyi, ve yırttım. İnşaallah Rabbim de affeyler.

Biz büyüklerimiz gibi her namazımızı miracımız gibi kılamadık (!) kılamıyoruz. Duam Rabbim her namazda bize Mirac şuuru versin. Rabbim o günleri bizlere bir daha yaşatmasın. Hiç kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama bunun sonu şiddet de olmamalı, üslubumuzu güzel kullanmalıyız. O zamanlarda bizlerin yaşadıklarını şimdi hiç bir kesmin yaşamısını istemeyiz. Biz halk olarak zaten bir arada görüşlerimiz farklı olsa da birlik içinde yaşıyoruz. Bu yaşananların bir imtihan olduğunu düşünüyorum. Rabbim bu imtihandan ülkemizin en hayırlı bir şekilde geçmesini nasip eyler inşaallah. 

Dostlar bize düşen duadır.
Dua ile , Miracımız mübarek olsun!

KÜSTÜM YASTIĞI mı BİR YASTIKTA KOCATSIN YASTIĞI mı?

Eskiden uzun yastıklar olurdu çeyizlerde 'Allah bir yastıkta kocatsın' mış adı da. Yastık birleşik ve uzun ki eşlerde dargınlık olsa da uyku sersemi sağa sola dönünce, eşler kavgalı olduğunu unutuversinler...

Ne güzel düşünülmüş değil mi yastık bir, anlayış bir, inanış bir... İnsan ne için evlenir, bu birleri çoğaltmak 2'den 1'e yol almak, yani paylaşmak için... Derdi, sevinci, ev işini, aşını, paranı, yoksulluğunu, bardağını, çatalını paylaşmak için... ÖMRÜNÜ paylaşmak için...

Bir de küstüm yastıkları varmış maalesef bunlar tek kişilik, küsen eş bu yastığı alır gider başka yerde yatarmış... Bu da göz ardı edemeyeceğimiz bir durum, maalesef bazen eşlerin ilişkileri pamuk ipliğine bağlanıyor, çevresel etmenlerden etkilenip pire için yorgan yakılıyor, paylaşım olmuyor demek ki anlayış da olmuyor, yastığını alan gidiyor... Senin ailen, benim ailem, senin havlun, benim havlum, dolapta senin tarafın, benim tarafım, benim koltuğum, senin koltuğun, senin maaşın, benim maaşım... Ne acı... Burda 1ben, 1sen, toplasan iki etmez...

Temennim 'Allah bir yastıkta kocatsın.'
AMİİN...

Blogger Templates by Blog Forum