Misafir

Emine teyze seksenine dayanmış, eşini toprağa toprağa uğurlamış, çocuklarını okutup evermiş, bir başına kalmıştır. Böyle teyzeler mahallede çoktur ve yalnız kalmayı sevmezler sık sık konu komşuyu ziyaret ederler.

Fakir mahallenin fakir insanları, az bulduğunu da paylaşır, komşuyla yaptıkları yedikleri azdır ama çok tatlıdır. Bu mahallelerde komşu sofra üstüne geldiyse, açsa bile toktur, o sofraya oturmak istemez, bilir ki herkesin ekmeği kendine yetecek kadardır.

Şemsettin Bey'in sofrada da aylardır eve girmeyen afiyetle yenmek üzere pişmiş yumurtalı sucuk vardır. Sucuk da mübarek, bir halkanın beşte birlik kısmı kadarı pişmiş, çoğu da yumurta olmasına rağmen, kokusu evi sarmıştır. O gün Emine Teyze çat kapı gelir yine, tam da sofra kurulmak üzereyken... Neyse biraz oturur, kokulardan anlar ki sofra kurulacaktır, hemen kalkmak ister; "otur, gitme, sofra" demeye kalmadan pır uçuverir. Esasen ev halkı ne yapar eder bırakmazdı Emine Teyze'yi; ama menüde sucuk vardır ve pek de azdır, gittiğine de içten içe sevinilse de karın doyduktan; nefis uyandıktan sonra vicdan sızlar, akıl başa gelir... E bu sucuk kokmuştur Emine Teyze'ye, günah değil midir, biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar... Hemen az pir parçası saklanan sucuk evin küçüğüyle yollanır arkasından Emine Teyze'nin. Kapıyı açan Emine Teyze: 'kısmetim arkamdan geldi' der ve kabul eder. Kısmetini kabul etmesiyle, vicdanları az da olsa rahatlatır.

Fakir mahallenin gönlü zengin insanları, aylardır evlerine girmeyen yiyeceğin büyüsüne kapılıp, yaptıkları hatadan bile hemen döner ve paylaşmanın yolunu ararlar. Ünlü bir söz vardır; misafir dokuz kısmetiyle gelir birini yer sekizini bırakır gider, hele ki bire yetmiş sevabın verildiği şu mübarek Ramazan'da yedirin, içirin, yorulun, zira giden dünya malı, hem bu dünyada hem ahirette karşınıza çıkacaktır.

0 yorum:

Blogger Templates by Blog Forum