Öksüz Fadime

Kendi annesini tanımayan öksüz kız Fadime'nin ağzından:

" Keşke sevseydin beni anne, ayırt etmeseydin beni kendi çocuğundan, ona davranışlarına imrenerek bakıyorum, keşke beni de ablamı sevdiğin gibi sevseydin... Bakmak zorunda olduğun biri gibi olmasaydım, biliyor musun ablam da beni sevmiyor, sürekli azarlıyor, ona karşı nasıl davranacağımı bilmiyorum. Bazen iki arkadaş gibi oluyoruz, bana fikrimi soruyor, seviniyorum bir şeyler söylüyorum, sonra bana tekrar kızıyor. Bilemiyorum ki susmam mı lazım, konuşsam olmuyor anladım da sususunca da asosyalsin diye kızıyor; laf vuruyor. 

Ah babam iyi ki sen varsın, bir tek sen iyi davranıyorsun bana. Bazen annem sana da kötü davranıyor, seni sinirlendiriyor ya, o zaman çok kızıyorum ona, hadi beni sevmiyor ya
sana neden öyle davranıyor, bir de seni bana sürekli kötü anlatıyor, senden soğumamı istiyor. Dayanamıyorum baba, seni savunmak istiyorum, sonra beni susturuyor annem, ama ablam sürekli onu aşağılasa da hiç sesini çıkarmıyor. Baba acaba sen de yalnızken beni savunuyor musun, benim arkamda mısın, benim seni sevdiğim gibi sen de beni seviyor musun. 

Komşumun kızı vardı, annesi hep saçını bağlar, onunla öğle uykusuna yatar, 'anne acıktım' deyince nerde olsa kalkıp ona yemek hazırlardı.
Ben bunları istemiyorum anne, beni sevmesen de kimseye kötü davranma, kimse hakkında kötü konuşma, babamı sev, ablamı sevdiğin gibi, hani o seni azarlayınca hiç bir şey demiyorsun ya, babama da deme, karışma ona...

Bazen bana soruyorsun ya 'beni seviyor musun' diye, ben de diyorum ki 'insan annesini sevmez mi' . Keşke beni sevseydin anne, senin tarafından sevilmeyi o kadar çok isterdim ki...

İçimdeki Kelebek



Rahmet-i ilahi öyle yüce ki, bize dünyanın en güzel hediyesini verdi, O'na layık bir kul olamasak da. 

İçimde gün gün büyüyor kelebeğimiz ve her hafta mucizelerle şaşırtıyor, imkansız bir büyüme hızıyla organları oluşuyor, Yaradanın tecellisi karşısında gözlerimiz dolu dolu oluyor. 

Her anı farklı bir heyecan yaşatıyor ve bu da çok büyük şükürler gerektiriyor. 

Elif bebek, Yaradandan ötürü sevilen minik kelebeğimiz, içimdeki kanat çırpınışlarıyla varlığını hissettiriyor artık. Mucize sevgi, kalbimize bir kanaviçe gibi işleniyor ve  güzel yaradılanı seviyoruz Yüce Yaradandan ötürü.

Elveda Şehr-i Ramazan

Bugün ilk defa çöktü Ramazan'ı uğurlayacağımızın hüznü. Ağlamaklı bir hal alıyor gönlüm. Son iftar programları; son birlikte, aynı saatte yenilen yemekler; çeşit çeşit nimetlerin sonu; hoşgörünün sonu; tevazunun, yardımlaşmanın sonu; ibadetlerin yoğunluğunun sonu...

Yine gel Hayırlı Ramazan; bizleri hayırlı işlere sevkeden, birliği beraberliği öğreten, gaflet içindeki yaz günlerimizi bereketlendirip, ibadetle şenlendiren, kamil müslüman olma çabaları içinde olmamızı sağlayan güzel Ramazan...

Yine gel, seni hayırla yaşamaya, yaşatmaya nail olabilme duasıyla, yine gel...


Bir Son ve Bir Başlangıç

Memur olunca insanın belli bir yeri yurdu olmuyor ilk yıllarda... Başta geçmez burada bu yıllar diyorsun ama alışıyorsun sana yabancı olan şehirlere, evlere, kültürlere, insanlara... Sonra bir bakıyorsun başka yerdesin... Sonra yine alışıyorsun, sonra başka yer...

Esasen bu çok da kötü değil benim için... Her ilde sana kalan dostluklar olduğu gibi, hatalarından da bir kaçış oluyor. Bazı acı tecrübelerinden yeni yaşam alanında yapmamak üzere ders alıyorsun. Ne kadar kötü hatıran olsa da nedense insanın aklında kalan iyiler oluyor. Belki de öyle olmasını istiyorsun. Kaybedince kıymete biniyor misali.

Beş yıllık serüvenim acısıyla tatlısıyla bitti, bilmem artık kaç yıllık bir serüvene başlayacağım... Hani her başlangıçta kendine sözler verir planlar yaparsın yine, benim sözler ve planlar da sıralandı aklımda... Umarım her şey bizim küçük ailemiz için hayırlı olur.

Blogger Templates by Blog Forum